Ankara Üniversitesi Yaşlılık Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (YAŞAM)’nin kurulduğu günden bu yana yürüttüğü “Kuşaklararası Dayanışma” sosyal sorumluluk projesi kapsamında düzenlenen “Kuşaklararası Dayanışma: Kültürlerin Uyumu” konulu program kapsamında Şehit Mesut Acu Ortaokulu’nda öğrenimine devam eden Suriyeli ve Ev sahibi çocukların büyük ebeveynlerinin katılımı ile şiir dinletisi ve sergi gerçekleştirilmiştir. Toplumda sosyal uyumu sağlamak, farklı kültürler ile ilgili farkındalığı artırmak amacıyla düzenlenen program YAŞAM Müdürü Prof. Dr. Emine Özmete, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş’in yaptığı açılış konuşmaları ile başlamıştır.
Yaşlılık Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (YAŞAM)’ne kısmi zamanlı ve gönüllü olarak katkı sağlayan, sosyal hizmet bölümü öğrencileri, Rümeysa Rabia Bozkurt, Melissa Gözde Eser, Merve Nur Şenol tarafından Şehit Mesut Acu Ortaokulu’nda öğrenimine devam eden Suriyeli ve Ev sahibi çocuklar eğitim-öğretim bahar yarıyılı süresince çalıştırılmıştır. Bu çalışmalar sürecinde çocukların büyük ebeveynleri ile toplantılar yapılarak, kültürel paylaşımlar gerçekleştirilmiştir. Suriyeli ve Ev sahibi çocuklar 13 Haziran 2019 tarihinde Ankara Üniversitesi 100. Yıl Konferans Salonunda drama eşliğinde “Bir Demet Sevgi” konulu şiir gösterisini sunmuşlardır. Programda Suriyeli çocukların ebeveynleri ve ev sahibi çocukların ebeveynleri de bir araya getirilerek kültürlerin uyumu teması ile paylaşımlar sağlanmıştır.
“Kuşaklararası Dayanışma: Kültürlerin Uyumu” programının sonunda Suriyeli ve Ev sahibi çocukların yaptıkları resimlerden oluşan, “Çocukların Gönlünden Büyüklere” konulu serginin açılışı yapılarak gezilmiştir. Programda yer alan çocuklara belgeleri ve hediyeleri Ankara Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Erkan İbiş ve Yaşlılık Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (YAŞAM) Müdürü Prof.Dr. Emine Özmete tarafından verilmiştir.

 

Ankara Üniversitesi Yaşlılık Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (YAŞAM) Müdürü Prof.Dr. Emine Özmete’nin açılış konuşması:

        Sayın Rektörüm, sayın milletvekilimiz, kamu kurum ve kuruluşlarının, sivil toplum kuruluşlarının değerli temsilcileri, kıymetli anne-babalar, değerli büyüklerimiz ve sevgili çocuklar, hepinize hoşgeldiniz diyor, sizleri saygıyla ve içtenlikle selamlıyorum.
Ankara Üniversitesi Yaşlılık Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (YAŞAM) olarak kurulduğumuz günden bu yana birçok konuyu hem ulusal hem de uluslararası düzeyde gündeme taşıdık. Yaşlı hakları, sosyal adalet gibi konuları temele alarak, aktif ve sağlıklı yaşlanma, yaşlı istismarı, göç ve dayanışma, yaşlı bakımı gibi yaşlı refahını ilgilendiren konuları kapsamlı bir şekilde kamuoyu ile paylaştık. Sürdürülebilir şekilde yapılandırılmış bir içerikle sosyal sorumluluk projeleri yürüterek toplumla buluşuyoruz. Ürettiğimiz bilgileri toplum yararına sunmaya çalışıyoruz. Bu kapsamda toplumda “Kuşaklararası dayanışma”yı güçlendirmek ve bu konuda farkındalık kazandırmak için çalışmalar yapıyoruz. Asıl amacımız yaptığımız işlere çevremize derinlik katmaktır.
Bugün burada akademik bir toplantı gerçekleştirmeyeceğiz, ülkemize misafir olarak gelmiş olan Suriyeli çocuklarımız ile ev sahibi çocuklarımızın “Bir demet sevgi” konulu şiir dinletisini izleyeceksiniz. Dışarda “Çocukların gönlünden büyüklere” konulu sergiyi göreceksiniz. Çocuklarımızın yüreğindeki sevgiye ve gönüllerindeki zenginliğe tanık olacağız. Bu dönem boyunca yürütülen çalışmalarda çocuklarımız çok titizlikle ve heyecanla çalıştılar. Bu sürede çocuklarımızın ebeveynleri ve büyük ebeveynleri ile de bir araya geldik. Amacımız hem çocuklar arasında, hem de büyükler arasında uyumu sağlamak ve kuşaklararasında dayanışmayı tesis etmeye katkı sağlamak oldu.
Dün çocuklarımız Üniversitemiz Tandoğan Kampüsüne geldiler, çoşku ile provalarını yaptılar, kampüsümüzü ve kampüste yer alan oyuncak müzesini gezdiler. İlk kez bir üniversite ortamında olmanın mutluluğunu yaşadılar. Bugün ise çocuklarımız, ebeveynleri ve büyük ebeveynleri ile bir arada olmanın güzelliğini yaşıyoruz.
Ülkemiz Jeo-politik konumu nedeniyle Cumhuriyetimizin kuruluş süreci ve sonrasında zorunlu nedenler ile kitlesel göç hareketleri ile karşı karşıya kalmıştır. Örneğin,
1922-1938 yılları arasında Yunanistan’dan 384 bin,
· 1923-1945 yılları arasında Balkanlar’dan 800 bin,
· 1933-1945 yılları arasında Almanya’dan 800,
· 1988 yılında Irak’tan yaklaşık 52 bin (51.542) kişi ülkemize gelmiştir. Bu göçler 1989 ve 2001 yılları arasında Bulgaristan, Bosna, Kosova ve Makedonya’daki olaylar ve Körfez savaşı nedeniyle devam etmiştir.
· 1989 yılında Bulgaristan’dan 345 bin kişinin,· 1991 yılında I. Körfez Savaşı’ndan sonra Irak’tan 467.489 kişinin,· 1992-1998 yılları arasında Bosna’dan 20 bin kişinin,· 1999 yılında Kosova’da meydana gelen olaylar sonrasında 17.746 kişinin,· 2001 yılında Makedonya’dan 10.500 kişinin,
· Nisan 2011- Mart 2019 arasında Suriye’de yaşanan iç karışıklıklar nedeniyle yaklaşık 3.6 milyon kişi ülkemize gelmiştir. Ülkemiz dil, din, yaş, cinsiyet, meslek ayrımı gözetmeksizin insanı merkeze alarak, köklü kültürü ve değerlerinden aldığı güç ile 1922 yılından bu yana yaklaşık 6.5 milyon kişiye kucak açmıştır. Dünya’da ve yaşadığımız coğrafyada iklim değişikliği gibi nedenlerle hareketliliğin ve yer değiştirmenin artması beklenmektedir. Ortak bir gelecek için göç, çok kültürlülük ve dayanışma konularında bölgelerin ve Dünya’nın uluslararası vizyon ve eylemlerini belirlemesinin zamanı çoktan gelmiştir.
Ülkemiz misafirperverliği ve dayanışma kültürü ile “Küresel İnsani Yardım Raporu” (2018)na göre Dünya’nın en cömert ülkesidir. 2017 yılında 8.07 milyar dolar ile en çok insani yardım yapan ülke olmuştur.
Göç edenler içinde çocuklar, kadınlar ve yaşlılar özel hassasiyet gerektiren gruplardır. Ülkemize gelen Suriyeliler arasında 100 binin üzerinde yaşlı nüfus bulunmaktadır. Bu nüfus grubu ülkemizdeki yaklaşık 7.2 milyon yaşlı ile birlikte mevcut tüm sağlık hizmetlerinden ve sosyal hizmetlerden yararlanmaktadırlar. Başka bir ülkede yaşlı olmak, yaşlılık döneminde ortaya çıkabilecek fiziksel ve ruhsal sağlık sorunlarını artırabilir, topluma katılımda ve uyumda güçlükler oluşturabilir. Kırılganlığı artıran bu durumları önlemek için tüm kurum ve kuruluşlar ortak sorumluluğa sahiptir. Yaşlıların kendi yaşamları üzerinde kontrol sahibi olabilmeleri, sosyal çevrelerine katılım sağlayabilmeleri, sosyal adalet ve insan hakları yaşlı refahı için temeldir. Yaşam süresinin uzaması ve doğum artış hızının düşmesi ile gelecek yıllarda yaşlı nüfusun hızla artacağı düşünüldüğünde; toplum olarak yaşlılık dönemine, yaşlanmaya ilişkin bakış açımızı değiştirme ihtiyacımız da ortaya çıkmaktadır.
Bu şunu ifade etmek isterim ki, Dünya’da her yıl 15 Haziran yaşlı istismarı farkındalık günü olarak kutlanmaktadır. Yaşlılarımıza onurlu, saygın bir yaşam sunabilmek bir görevdir. Her insan saygın bir yaşamı hak eder, bu nedenle yaşamın saygınlığını örseleyen her hususu önlemek ve iyileştirmek için çalışmalarımızı sürdürmeliyiz.
Bu şiar ile yaptığımız işlerde bize desteklerini esirgemeyen ve her daim yanımızda olan Rektörümüz Sayın Erkan İbiş’e çok teşekkür ediyorum.
Çocuklarımız ve büyük ebeveynleri ile bu dönem boyunca yürütülen çalışmalarda moderatörlük yapan Araştırma görevlimiz Sedarhan Duru’ya, emekleri ile katkı sağlayan, merkezimizin gönüllüleri, Üniversitemiz Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Öğrencileri Melisa, Rümeysa ve Merve’ye çok teşekkür ederim. Çocuklarımızın güzel anılar biriktirmelerine vesile oldular.
Elbette bu süreçte tüm kolaylığı sağlayan, bizlere kapılarını açan ve destekleyen çok kıymetli öğretmenlerimiz var. Şehit Mesut Acu ortaokulu Müdürü Ahmet Kandıra, Müdür yardımcısı Feyyaz Faruk Sancaktar, Türkçe Öğretmeni Burak keser ve resim öğretmeni Melek Rençber’e çok teşekkür ederim.
Ve çocuklarımızı bu işe gönül verdikleri için sevgiyle kucaklıyorum. Anne-babaları da Dünya’nın en güzel ama en zor işi olan çocuk yetiştirmeyi başardıkları için tebrik ediyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum ve bu programın hayırlara vesile olmasını diliyorum.

 

 

Ankara Üniversitesi Bülteninde Yer Alan Haberimiz ↓