Türkiye Aktif ve Sağlıklı Yaşlanma Zirvesi – 2017

2 Mart 2017

Latanya Hotel

T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü, T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Ankara Üniversitesi Yaşlılık Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (YAŞAM) tarafından ülkemizde ikinci kez ” Türkiye Aktif ve Sağlıklı Yaşlanma Zirvesi-2017 ” 2 Mart 2017 tarihinde Ankara Latanya Hotel’de gerçekleştirilmiştir.

Ankara Üniversitesi Yaşlılık Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (YAŞAM) Müdürü Prof.Dr. Emine Özmete – Açılış Konuşması:

Sayın Bakan(lar)ım, Sayın Komisyon Başkanım, Sayın Bakan yardımcım, Sayın Rektörüm, Kamu kurum ve kuruluşlarının değerli temsilcileri, huzurevi sakini değerli büyüklerimiz ve değerli konuklarımız Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü ve Ankara Üniversitesi Yaşlılık Çalışmaları Uygulama Merkezi işbirliği ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın katkıları ile gerçekleşen Türkiye Aktif ve Sağlıklı Yaşlanma Zirvesi-2017 programına hoş geldiniz diyor sizleri saygıyla ve içtenlikle selamlıyorum.

İlkini 2016 yılında Sağlık Bakanlığı ve Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü ile birlikte gerçekleştirdiğimiz Türkiye Aktif ve Sağlıklı Yaşlanma Zirvesi’nin 2017 programında sizlerle bir arada olmaktan onur ve mutluluk duyduğumu ifade etmek isterim.

Dünya ve Türkiye önemli bir demografik dönüşüm sürecindedir. Doğum oranları düşmekte, yaşam süresi uzamakta ve yaşlı nüfus artmaktadır. Bugün ülkemizde 50 yaşındakiler için beklenen yaşam süresi 30.6 (31) yıldır, 65 yaşına gelmiş bireylerin ise 17.8 (18 ) yıl daha yaşaması beklenmektedir. Yaşam beklentisinin uzunluğu ülkelerin gelişme düzeyi ile bağlantılıdır. Avrupa’da doğumda beklenen ortalama yaşam süresi 80 yılın üzerinde iken; Afganistan’da bir kadının doğumda beklenen ortalama yaşam süresi 42 yıldır. Bu nedenle daha önceki yıllarda yaşlılığın başlangıcı olarak kabul edilen 65 yaş, artık yalnızca sosyal güvenlik uygulamalarında kullanılan kronolojik bir kriterdir. Yaşlılığın başlangıcını toplumsal roller, ekonomik durum, mental ve fiziksel aktiviteler ve sağlık durumu gibi değişkenler belirlemektedir. Uzun yaşam insanoğlunun en önemli başarısıdır. Ancak eğer bireyin yaşam kalitesi hastalıklar ve fonksiyon kaybı nedeniyle kötüleşiyor ise daha uzun yaşamak bir başarıdan çok yaşlılıkta bazen değersiz bir ödül olarak da düşünülmektedir. Uzun yaşamı değerli kılan şey ise aktif, üretken, topluma yararlı ve sağlıklı olmaktır.

Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de kalp-damar hastalıkları ölüm nedenleri arasında birinci sıradadır.

Özellikle ülkemizde 40 yaşın üzerindeki her üç kişiden biri diyabet hastasıdır ve eklem hastalıkları bulunmaktadır. Kadınların diyabet, eklem hastalıkları ve astım teşhis oranları erkeklerden daha fazladır. 40 yaşın üzerindeki her dört kişiden biri hipertansiyon hastasıdır. 65 yaşın üzerindeki bireylerin ise yarısı hipertansiyon, diyabet ve eklem hastalıklarına sahiptir. Yaşlılık döneminde sağlığın kötüleşmesi genellikle kronik hastalıkların sonucudur. Oysa bu hastalıkların çoğu sağlıklı davranışları benimseyerek önlenebilir ya da ertelenebilir.

Bulaşıcı olmayan bu kronik hastalıklar için risk oluşturan faktörler çocukluk, gençlik ve yetişkinlik gibi yaşam dönemlerinde yani yaşlanmadan önce ortaya çıkmaktadır. Tütün kullanımı, yetersiz fiziksel aktivite, yetersiz diyet ve pasif yaşam gibi risk faktörleri bireylerde bulaşıcı olmayan hastalıkların gelişme riskini artırmaktadır. Fiziksel aktivitenin yetersizliği ve pasif yaşam yaşlanmayı hızlandıran en önemli etkenlerden biridir. Yaşlılık döneminde fiziksel aktivite kas gücünün ve bilişsel kapasitenin sürdürülmesini, depresyonun azalmasını ve özgüvenin gelişmesini sağlayarak kapasitenin korunmasını destekler. Ayrıca aktif olma topluma katılımı, sosyal ağın gelişmesini ve kuşaklararası bağların korunmasını destekleyen bir unsurdur.  Haftada 150 dakika fiziksel aktivite yapanların ölüm riskinin daha az aktivite

yapanlara kıyasla %31 oranında azaldığı belirlenmiştir.  Böylece bulaşıcı olmayan hastalıkların gelişimini önlemeye yönelik müdahaleler yaşamın erken dönemlerinden başlamalı ve yaşam boyu sürmelidir.

Sağlık sorunları özellikle erken teşhis edilirse etkili bir şekilde yönetilebilir. Bireyler yaşlandıkça kapasiteleri azalsa bile destekleyici bir çevre ile aktif yaşamı sürdürebilirler ve yapmak istedikleri şeyleri yapabilirler. Erken yaşlardan bu yana süregelen sağlıksız davranışlar yaşlılıkta değişmez. Bu nedenle yaşlanmadan önce yaşlılığa hazırlanmalı ve bireyler kendilerine yatırım yapmalıdır.

Sağlıklı yaşlanma bireyin doğumunda genetik miras ile başlar. Bireyin iç kapasitesini oluşturan fiziksel ve psikolojik rezervleri yaşlılık döneminde de aktif ve sağlıklı yaşam için birikim oluşturur. Diğer yandan erişilebilir sağlık hizmetleri ve koruyucu önleyici hizmetler sağlığın geliştirilmesinde ve aktif yaşlanmada önemlidir. Ayrıca 80 yaş üzerindeki nüfusunda artması ile birlikte yüksek düzeyde kapasite kaybı olan yaşlı bireyler için sağlık hizmetlerinin uzun süreli bakım sistemlerine de odaklanması beklenmektedir.

Çünkü yaşlanma nasıl insan yaşamının zenginlik ve bilgelik dönemi ise, yaşlılarda toplumun önemli değerleridir. Yaşlıların bilgi ve deneyimlerini değerlendirebilen, yaşlıların potansiyelini dikkate alan,  aktif ve sağlıklı yaşlanmayı başarabilen ülkeler gelecekte diğer ülkeler ile rekabet etme kapasitesi yüksek ülkeler arasında olacaktır.

Aktif ve sağlıklı yaşlanmayı başarabilmek için hepsinden öte, toplumda yaşlanmayla ilgili ön yargıların değişmesi, yaşlanma ve sağlık anlayışında değişimlerin geliştirilmesi teşvik edilmelidir. Bu yıl ikincisini düzenlediğimiz “Türkiye Aktif ve Sağlıklı Yaşlanma Zirvesi” nin gündemi bu amaçla YAŞAM BOYU SAĞLIK VE SAĞLIKLI YAŞAM KÜLTÜRÜ” olarak belirlenmiştir. Bu program ile aktif ve sağlıklı toplum için tartışılmasına ihtiyaç duyulan  konularda duyarlılık sağlamak; sağlık ve sosyal politikalarda yapılması gerekenleri vurgulamak, uzmanlar ile konuya ilişkin multi-disipliner bir fikir paylaşımı ve farkındalık ortamı oluşturmak amacındayız. Her zaman icraatları ile aktif ve sağlıklı yaşlanmayı destekleyen ve bu programın gerçekleşmesinde işbirliği yapan Sayın Bakanımız recep Akdağ’a teşekkür ederim. Ülkemizde yaşlılara yönelik sosyal hizmetlerin yürütülmesinde gerekli tüm hassasiyeti ortaya koyan her konuda karşılıklı işbirliğini destekleyen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız SAYIN Fatma Betül Sayan KAYA’ya teşekkürlerimi sunarım.  Sayın Rektörüme destekleri için teşekkür ederim. Programın hazırlanmasında başta genel müdür Sayın İbrahim Barbaros Akçakaya ve ekibine düzenleme kurulunda yer alan tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim. Ayrıca programa değerli bilgilerini sunarak katkı sağlayacak olan oturum başkanlarımıza ve konuşmacılarımıza ve bugün burada bulanan siz değerli katılımcılara teşekkür ederim. BAŞARILI zirve olması temennisi ile saygılarımı sunarım.

Prof.Dr. Emine Özmete

T.C. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep AKDAĞ’ın Zirve – 2017’de yapmış olduğu konuşma:

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü ve Ankara Üniversitesi Yaşlılık Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (YAŞAM) tarafından düzenlenen “Türkiye Aktif ve Sağlıklı Yaşlanma Zirvesi”ne katıldı.

Programa Bakan Akdağ’ın yanı sıra Aile ve Sosyal Politikalar Bakan Yardımcısı Mehmet Ersoy ile Ankara Üniversitesi Rektörü Erkan İbiş de katıldı.

Türkiye’de 320 bin kişinin evinde sağlık hizmeti aldığını belirten Bakan Akdağ, “İyi bir sistem kurmuş durumdayız. Mobil ekiplerimizle ihtiyacı olan gerek aile sağlığı tarafıyla, gerek hastaneler tarafı ile ihtiyacı olan kişilere ağız ve diş sağlığı hizmetleri dahil olmak üzere hizmet veriyoruz” diye konuştu.

“Evinde sağlık hizmeti almaya ihtiyaç duyan bir yaşlıya ya da başka bir kişiye hizmet vermek güzel ama aslında en önemlisi insanların sağlıklı bir biçimde ileri yaşlara ulaşmasını sağlamak” diyen Bakan Akdağ, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Son 4 aydır çok ciddi saha çalışmaları yaptık. Şimdi politika laboratuvarları oluşturmuş durumdayız. Yeni stratejiler belirliyoruz. Elbette kişiler hastalandığında onlara evde bakmak, hastanelerde palyatif yataklar oluşturmak, uzun süreli bakıma ilişkin kabiliyet ve kapasitemizi geliştirmek önemli. Kişilerin sağlıklı yaşaması için yol göstermek, rehberlik yapmak, çevreyi, yaşadıkları ortamı müsait hale getirerek, kişilerin ileri yaşlara sağlıklı olarak ulaşmalarını sağlamak. Şuanda bakanlığımızın ajandasındaki en önemli konu sağlıklı yaşam kültürünün geliştirilmesidir. Bunun için bir genel müdürlük kurmuş durumdayız.”

“Hedefimiz yüzde 80’e ulaştırmak”

Bakan Akdağ, Türkiye İstatistik Kurumunun sağlık hizmetlerinden memnuniyet noktasında yaptığı çalışmalara ilişkin, “Türkiye İstatistik Kurumunun yapmış olduğu anketlerde yüzde 75,5 olarak ortaya kondu. Yüzde 39,5 ile almıştık memnuniyet oranını, şimdi 75,5’tayız. Hedefimiz yüzde 80’e ulaştırmak” dedi.

“Türkiye’de yaşam süresi 78’e ulaştı”

Sağlıklı yaşlanmanın kişilerin elinde olduğunu kaydeden Bakan Akdağ, “Yeteri kadar hareket edersek, beslenmemize dikkat edersek, ruhsal açıdan daha zinde kalmak için bir takım zihinsel egzersizler yapmaya devam edersek hayatımızı daha sağlıklı bir biçimde sürdürme imkanımız var. Bugün Türkiye’de doğumda beklenen yaşam süresi 78’e ulaştı. 2002 yılında ben göreve geldiğimde bu 72 yıldı. Dünyada aşağı yukarı 12-13 yıl içerisinde doğumda beklenen yaşam süresinin bu kadar arttığı çok az ülke var. Hemen hemen hiçbir ülke yok. Bu aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin refah seviyesi artışı ile çok alakalı. Sağlık hizmetleri ile de alakalı, bir bütün içinde bakmak lazım” değerlendirmesinde bulundu.

Haberler:

NTV, HaberTürk, POSTA Gazetesi, Sabah Gazetesi, VATANSGKİl GazetesiSağlık Bakanlığı, Anadolu Gazetesi

Ankara Üniversitesi Bülteni’nde Çıkan Haberimiz↓